Özgür yazılım kullanıyorsan düşmansın
Bugün PCLabs‘ta ilginç bir habere rastladım. ABD’de telif haklarının korunması konusunda “çeşitli” çalışmalar yapan MPAA, RIAA ve IIPA adlı kuruluşlar biliniyordu. Bunlardan ABD çıkarlarını gözetme misyonuna sahip olan IIPA‘in Special 301 adlı bir tür kara listesi de varmış. Türkiye de izlenenler olarak bu listede yerini almış durumda.
Burada PCLabs editörlerinden Murat Gamsız’dan alıntılayayım:
Edinburgh Üniversitesinden Andres Guadamuz bir araştırma yapmış ve IIPA’nın Amerikan hükumetine açık kaynağın korsanla eş tutulmasını, hatta tehdit listesine alınmasını öngören bir istekte bulunuğunu tespit etmiş. Endonezya, Brezilya ve Hindistan’ın Special 301 listesine alınmasını, zira bu ülkelerin açık kaynak kullanımı teşvik ettikleri ve dolayısıyla da Amerikan yazılım şirketlerinin zarara uğradığı belirtilmiş. Telif hakları ile ilgili algının da zayıflamasına yol açıyormuş açık kaynak kullanımı. Bir bakıma yazılımın mutlaka parayla alınacak bir şey olduğu algısı desek yeridir.
Türkiye raporunun yaptırımlar bölümünde en çok P2P ağları üzerinde durulmuş. Tam da İstanbul Vatan Caddesi’nde Bilişim Suçları Üssü‘nün temelleri atılırken ilginç bir rastlaşma oldu. Umalım da birçok yönden dışa bağımlı olan ülkemiz özgür yazılım ile korsanın ayrımını yapabilsin.






Geçenlerde e-posta’larımı Google’a teslim etmiştim. MX kayıtları bile Google tarafından kolayca ulaşılabilecek bir yerde bulunmuyorken, Jabber için yapılması gerekenleri bulmanın kolay olmaması normal sayılabilir mi bilmiyorum. Her neyse, ileride gereksinim duyabilecekler için DNS alan (zone) dosyasına eklenmesi gerekenleri buraya yazayım:
Şu an itibariyle 

Bugün 
Norveç’in Oslo kenti, kanalizasyonundan elde edilen biyogazı otobüslerde kullanmaya 
